Dini Haberlerim

Diva-Sen : “Meb Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un Açıklamaları Heyecan Katmıştır.”

Diva-Sen : “Meb Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un Açıklamaları Heyecan Katmıştır.”

Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve Diva-Sen Genel Başkanı Mustafa ÇOPURSUZ, Ülkemizdeki Eğitim Sistemi Hususunda Bir Açıklama Yaptı.

Genel başkan Çopursuz’un açıklaması;

“MEB BAKANI SAYIN ZİYA SELÇUK’UN AÇIKLAMALARI HEYECAN KATMIŞTIR

Şahsına münhasır açıklamalarıyla yüreklere su serpen ve gelecek adına ümit aşılayan Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın çeşitli platformlarda yapmış oldukları açıklamalar ciddi manada heyecan uyandırmaktadır. Bakanlığın adının önünde bulunan milli kelimesi dışında günümüze kadar Türk Milletinin karakterine uygun bir eğitim sisteminin hala inşa edilemeyişi yüzünden ne yazık ki millet olarak yerli ve milli kimliğin henüz sahibi olamadık. Ülkemizin adeta çimentosu hükmünde olan Milli Eğitim Bakanlığı Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar farklı siyasi görüşlerin hizmetine geçti geçmeye de devam edecektir. Her gelen Milli Eğitim Bakanı yürürlüğe koyduğu projeleri modern çağa uygun diyerek sistem değişikliğine gitti. Maalesef yapılan sistem değişikliği gösterdi ki; model olan ülke değil model alan Milli Eğitim Bakanlığı konumundan bir türlü kurtulamadık. Ayrıca her sistem değişikliği ilgili tarafların tamamını (Yönetici, Öğretmen, Öğrenci, Veli) etkiledi. Bu manadan olmak üzere açıklamalarıyla milli bir uyanışın haberini veren Sayın Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u takip ediyor ve destekliyoruz.

Esasında Sayın bakanın “Fırtınalar kopartmalıyız” yönündeki ifadeleri yabana atılır bir söylem değil. Çünkü milletin geleceğini ve devleti yönetecek olan şahsiyetlerin yetiştirilmesinin basamakları olan eğitim-öğretim kurumları ve eğitimcilerinin bugüne kadar devam edegelen anlayışlarının kökten değiştirilmesi istenilmektedir. Bu da ciddi manada ülkemizde bir Rönesans’ın yaşanmasına vesile olacaktır. Gelişmiş ülkelerin eğitim sistemine ve eğitim ordusuna bakıldığı zaman yine sayın bakanın ifadeleriyle neredeyse nüfusumuz kadar dehalarının olduğu görülecektir. Bu manadan olmak üzere;

EĞİTİMİN AMACI DİMAĞLARA ÇOK İYİ İŞLENMELİDİR.

Anneler babalar çocuklarının eğitime başladıkları ilk günden itibaren sevinci, endişeyi ve merakı sürekli yaşarlar. Beklentileri çocuklarının öğrenmesi, gelişmesi ve kendilerini mutlu etmesidir. Bu duygular aslında her vatandaşta mevcut. Hamur misali müşfik eline teslim edilen körpe yavruları ilk günden itibaren yoğuran ve kıvama getiren saygı değer öğretmenlerimizin bahse konuları kendilerine düstur edinmiş ve edinmeleri gerekir. Vatan, millet, bayrak ve devlet sevgisi yanında tüm mukaddes değerlere olan saygının dimağlara nakşedilmesinin mimarları elbette öğretmenlerdir. Eli öpülesi öğretmenlerin sorumlulukları ne kadar ağırsa, dünya ve ahirette emeklerinin karşılığı elbette vardır ve verilmelidir de.

İLİMSİZ DİN, DİNSİZ İLİM OLAMAZ

Din-İlim bağlantısı tıpkı insanoğlunun vücudu gibi beden ve ruhtan ibarettir. Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun eğitimleri ile dini inançlarını kesinlikle birbirinden ayırmazlar. Osmanlı İmparatorluğunda hayat bulan elif mektebi misali, eğitimlerine yeni başlayan öğrencilere toplu halde kiliselerin tanıtılması, dinlerini sevdirmek için ibadet ve ayinleri sırasında küçük çocuklara da rol vermeleri, eğitim-öğretimle dini inancı bir ve beraber görmeleri ve kabul etmeleri bunun en büyük görüntüsüdür. “Çocuklarınızı geleceğe göre yetiştirin” diyen Hz.Ali (RA)’ın veciz ifadeleri de bu hususun açıklanmasına yardımcı olur. Filhakika fen ilimlerini yabana atan kör ve sağır kalır. Tıpkı bir ara söylendiği gibi, “Bir elinde kâinat kitabı Kur’an-ı Kerim, diğerinde bilgisayar” eğitimin tamamlayıcı unsurları olmalıdır.

MEDENİ CESARET VE İDEALİZM PRENSİP HALİNE GETİRİLMELİDİR.

Nesli ufuk sahibi yapan, medeni cesareti aşılayıp geleceğe güvenle ve emin adımlarla yürüten, belirli hedef tayin edip ok’u ona göre fırlatan ve fırlattıran eğitim sistemi; özlemini çektiğimiz sistemdir. İlkokuldan itibaren pısırık neslin yetişmesine sebep olan eğitim anlayışı ne yazık ki üniversitelerin son sınıfına kadar devam etmektedir. Oysa Avrupa ülkelerinde henüz üç yaşında anaokulu öğrencisi kendi kendini ifade edebilme cesaretine sahiptir. Bu konu üzerinde de tüm tarafların bilinçlenmesini sağlayacak, bilgi ve becerilerinin üzerine katkı sunacak olan eğitim ve eğitimcilerimize ciddi görevler düşmektedir.

EĞİTİM ORDUSU GEÇİM SIKINTISI ÇEKMEMELİDİR

Nihayetinde eğitim alanlarında görev alan öğretmenlerimiz de insan olmaları hasebiyle ihtiyaç sahipleridir. Onlarında evleri-barkları ve aileleri vardır. Dolayısıyla geçim derdi yaşamadan, refah seviyesinde bir gelire sahip olmaları elzemdir. Zira geçim sıkıntısını ortadan kaldıramayacak imkânlara sahip olmadıkları takdirde kendilerini sorumluluklarını üstlendikleri asıl görevlerine verebilme şansları pek olamaz. Ruhen başka bedenen başka bir yerde olan eğitimci öğrencisine hizmet adına ne verebilir, verse bile ne kadar verim alınabilir?.

EĞİTİM ORDUSUNUN NEFERLERİNDEN OKUL MÜDÜR YARDIMCISI OLARAK GÖREV YAPANLARIN PROJELER GELİŞTİRMELERİNE İMKÂN SUNULMALIDIR.

Sayıları azımsanamayacak kadar çok olan ve okullarda müdür yardımcısı olarak istihdam edilen idarecilerimiz görev tanımlarını ne yazık ki süt, fındık, çerez vb… dağıtmak şeklinde nitelendirmektedir. Oysa söz konusu görevleri yapan müdür yardımcılarına eğitim-öğretim alanlarında “Araştırma-Geliştirme” (AR-GE) çalışması hususunda görev tevdi edilmesi daha isabetli olacağı kanaatindeyiz. Müdür yardımcılarının yaptıkları görevleri memurlar vasıtasıyla da yaptırıla bilinir.

AİLENİN ÖNEMİ

Aslında eğitimde başarıları yakalamanın 1.ayağı ailenin bilinçli hale getirilmesidir. İlk öğretmenin anne ve baba olduğu gerçeğinden hareketle, çocuklarıyla ilgilenmeyen ailelerin beklentiler içerisinde olmaları hakikate zıt bir beklentidir. Aile-Okul-Çevre üçgeni sağlam olan devletlerin eğitim alanında başarıları hat safhada olup deha yetiştiren de zaten bu sınıflardır.

FIRTINALAR KOPSUN, TÜM ESKİMİŞ VE PÖRSÜMÜŞ EĞİTİM SİSTEMLERİ ÇÖPE ATILSIN

Gelişmiş ülkelerle ülkemiz arasında var olan en belirgin özelliklerden birisi de, bizde yıl içerisindeki müfredat ve konu sayısı 100 ise bu sayı gelişmiş ülkelerde 15-20 civarındadır. Bizim eğitim sistemimiz uzun yıllardır ezbere dayalı, tabir caizse kes, kopyala, yapıştır bir sistem, ama gelişmiş ülkelerin sistemi ise sindire sindire öğrenme-belleme, proje üretme ve mucitliğe dayanan sistemdir.

Elhasıl;

Eğer fırtınalar kopartılacaksa; sendika baskısı ve referansı ile seçilen tüm okul müdür ve yardımcılarının derhal görevlerinden alınıp hak eden liyakat sahibi şahsiyetlerin göreve atanması, sendikal referansa gerek duymadan liyakatin esas alınması ilkesinin hayata geçirilmesi, maddi sıkıntıların tamamen ortadan kaldırılması ve öğretmenlerimizin hak ettikleri maddi-manevi saygınlığa kavuşturulmaları ile kopartılmalıdır.

Dolayısıyla Sayın Milli Eğitim Bakanımızın açıklamalarını bu manadan anlıyor ve kopartacakları fırtınaları sabırsızlıkla bekliyoruz”.

Mustafa ÇOPURSUZ

Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve

Diva-Sen Genel Başkanı

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ